"31 Ağustos 2016"
Tekrar merhaba sevgili okuyucularım...
Samsun'dan İstanbul'a dönmeden önce Sinop'a uğramak istedik. Oraya daha önce gitmiş olan akrabalarımla birlikte gittik Sinop'a,dolayısıyla nerelerin gezilmesi gerektiğini biliyorduk :)
Önce yanımızda getirdiğimiz kahvaltılıklarla Sarıgazel ormanında açık hava kahvaltısı yaptık. Güzel bir kahvaltı oldu,her zaman böyle kahvaltı yapamıyoruz şehir hayatında...Oradan devam edip saat 12 gibi Sinop'a ulaştık. Önce bir gece konaklayacağımız yere geldik. Odamıza falan baktık. Oradan da ilk durağımız
Tarihi Sinop Cezaevi oldu.
Cezaevi dizi ve filmlerin odağı olmuş bir yer, azımsanmayacak sayıda çekim yapılmış burada. Cezaevi hemen merkezde yer alıyor. Sinop merkezi de Sinop burnunun olduğu,
ada dedikleri bölgede yer alıyor. Dolayısıyla mahkumların kaçabilmesi ihtimali daha da zorlaşıyor denizle çevrili bir yerde. Cezaevinde tabi fazla mutlu olamıyorsunuz, kasvetli havası sizi hemen etkisi altına alıyor, hüzünleniyorsunuz. Halbuki burada yatmış insanlar suç işlemiş, hüzünlenmemek lazım ama insan acıyor işte. Oldukça geniş bir cezaevi ama çok yıkık dökük,bakımsız geldi bana açıkçası.
 |
| Bir koğuş |
 |
| Film Dizi |
Burada önemli insanlar da yatmış. Mesela
Sabahattin Ali. Eserlerini severek okuduğum yazar, o zamanlar cumhurbaşkanına hakaretten yatmış. Fazla da kalmamış 8 ay sonra çıkmış. Yattığı oda içindeki yatağı, sazı, yemek tepsisi, bavulu, aynası hala duruyor. Odasına giderken duvarlarda onun şiirlerini görüyorsunuz.Cezaevindeki avluyu, koğuşları, zindanı, görüşme odalarını, idari bölümleri, kütüphanesini vs. gördükten sonra kendimizi bu kabus dolu yerden dışarıya attık :) Allah, kimseyi cezaevlerine düşürmesin dedik burayı görünce, özgür olamamak zor şey diye düşünüyorum.
 |
| Melankoli |
 |
| Sabahattin Ali Odası |
 |
| Bunu neden buraya koyduğumu biliyorsunuz :) |
Cezaevinden sonraki durağımız
Seyyid Bilal türbesiydi. Türbe caminin içinde yer alıyor. Seyyid Bilal hazretlerinin hikayesi de tüyler ürpertiyor. Ondan 'başını vermeyen şehit' diye bahsediliyor.
Burada çok güzel anlatılmış.
 |
| Seyyid Bilal türbesi avlusunda eski mezarlar |
Her şehrin bir de kalesi var değil mi? Kaleler önceden şehri korumak ve güvenliğini sağlamak için yapılmış yapılardı. Şimdi daha çok turistik hizmet görüyor.
Sinop kalesi yine merkezde yer alıyor. Deniz manzarası için çıkın derim. Ama ben bu kadar dik merdivenli bir kale daha görmemiştim. Bacaklar pert oluyor :) Kalenin en üst kısmında bir biracı var, hiç hoş değil ve genel olarak şehrin de beğenmediğim özelliği alkollü içki satan bölgelerin aşırı yaygın olması. Tabi yanında deniz ürünleri,midye vb. çok yaygın.
 |
| Kale penceresinden denize bakış |
Şahin tepesi denilen bir yer var oraya çıktık. Çok farklı hatta hayatımızda ender görebileceğimiz bir manzarayla karşılaştık.Sinop burnunun tepeden görünüşüydü burası.
 |
| Şahin tepesinden Sinop merkezi ve burnu |
 |
| Merkezde eski bir ev |
Şehir genel itibariyle tatilcilere hizmet veriyormuş gibi geldi bana. Pek kalabalık bir şehir değil. Ayrıca sanki 90'lardan kalmış gibi bir şehirdi. Doğal güzellikleri hiç bozulmamış, her bulunan güzel manzaralı yere bina dikilmemiş,bu güzel bir şey. Sinop sahili ve dev palmiyeli meydanını dolaştıktan sonra konakladığımız yere gelip odalarımıza çekildik :)
Sabah, otelin kahvaltısını beğenmedik ve dünkü kahvaltılıklarımızla Sinop'un bir kamp bölgesine giderek kahvaltımızı yaptık. Kahvaltı için Sinop'un ünlü nokulundan aldık.
Nokul cevizli üzümlü bir çörek türü. Yine güzel bir açık hava kahvaltısıydı :)
 |
| Zengin kahvaltı soframız:) |
Kahvaltıdan sonra dün tepeden seyrettiğimiz Sinop burnuna gittik. O hani filmlerde uçurumdan intihar etme sahneleri vardır, işte tam da öyle bir yerdi. Dedim hadi Merve tam sırası şimdi. Ehüm ehüm neyse tamam. Buruna ulaştığımızda acayip kuvvetli bir yağmur başladı. Dolayısıyla anında sırılsıklam olduk ve fazla kalamadan oradan ayrıldık :(
 |
| Sinop Burnu |
 |
| Tam olarak burası |
Sonra
Hamsilos Milli parkı bünyesinde yer alan
Aklimana gittik. Girişte ücret alınıyor ancak biz çok durmayacağız abi diyerek ücret vermeden girdik. Normalde içeride piknik falan da yapılıyor. Liman doğal olarak oluşmuş. Güzel bir park yapmışlar çevresine de. Burada da biraz vakit geçirdik,fotoğraflar çektik. Ancak dediğim gibi hava güneşli değildi,bozuktu o yüzden buraların tadının güneşli,açık bir havada daha güzel çıkarılacağını düşünüyorum.
 |
| Aklimanda denizin içinde oturma bankı var |
Hamsilos koyu ve
İnceburun çok ünlü. Ancak vakit yetersizliğinden ve araba yolculuğundan yorgun olduğumuz için oralara gidemedik. Akliman bize yetti. Daha sonra Erfelek şelalelerine doğru yol aldık.
Sanırım tatilimin
en eğlenceli ve
güzel yeri burasıydı. Mükemmel bir doğadan geçerek
Erfelek Tatlıca şelalelerine ulaştık. Şelale bir tane değil, yukarıya tırmanarak diğer şelaleleri de görmek mümkün. Ben ayakkabılarımı çıkardım, yalın ayak suyun üstündeki taşlara basa basa daha da yukarılara çıktık. Suyun içine ayağınızı soktuğunuz birkaç saniye içinde ayağınız
bumbuz oluyor.
Hipotermi tehlikesi olan bir yer. Ayrıca kayıp düşebilirsiniz maazallah. Ben şükür ki düşmedim. Çok eğlenceliydi diyebilirim, tavsiye ederim, hatta Sinop'a sırf orası için bir daha bile gidebilirim :)
Çıkışta yol kenarında bir satıcı vardı. Orada da doğal örtüler satılıyordu,örtüler pahalıydı çünkü hem el işi hem de doğallardı. Bunları yapan çok az kişi kalmış Sinop'ta. Değerli ürünlerdi yani. Biz onlardan değil de daha ucuz olan örtülerden aldık. Bir de
erfelek şelalesi hatırası yazılı havlu :)
 |
| İlk şelale |
 |
| İkinci şelale |
Orda gidemediğim yerler;
Alaeddin camii,
İnceburun ve
Hamsilos koyu. Ayrıca Sinop'un
cevizli mantısını da merak ettim doğrusu. İnşallah bir dahaki sefere diyip, hatıralarımızı da aldıktan sonra dönüş yoluna girdik.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder