| Fındık çuvallama(starring Yasemen) |
Neyse ki zorlu günler sona erdi,fındığımızı serdik,kuruttuk ve çuvalladık. Sonra bir yerleri gezelim dedik,çok sıkılmıştık bu fındık işinden.
Trabzon'a yıllardır gidip gelirdim ama 45 dakika kadar yakın olan Rize'ye hiç gitmemiştim. Ayder yaylası da bir hayli meşhurdu buranın. O halde gidelim dedik bakalım ne var bu Ayder'de. Yolun kenarında set set dağ gibi uzanan çay tarlalarını görerek başladı Rize yolculuğumuz. Ardeşen kavşağından dönerek Ayder yaylası yoluna girdik. Yol üzerinde meşhur Rize bezi satan bir dükkan vardı. Buraya uğradık. Doğal pamuklu ürünler satıyordu burası. Ben rize bezinden hoş bir tunik aldım. Çarşaf,masa örtüsü gibi ürünler de mevcuttu burada. Dükkanın sahibi Rizeli bir adam, bizi çok sevdi herhalde,bize çok iyi davrandı (ilginç) ve bir çayımızı içseydiniz diye ısrar etti. Zamanımız fazla olmadığı için teşekkür edip yolumuza devam ettik.
Daha yoldayken bile müthiş bir doğadan geçiyorsunuz.Yolun her iki tarafı ağaçlık falan. Fırtına deresi köprüsü yakınında durduk ve Karadeniz'in meşhur yağmuru başladı:) Fırtına deresi, üzerinde Rafting yapılan bir dere.Aynı zamanda zipline denilen şey de yapılıyor. Zipline iple derenin bir kenarından diğer kenarına uçmanın diğer adı. Açıkçası bunlar cesaret isteyen şeyler, hayatımda bir kere bile olsa yapmak isterdim :) Ama yapamadım tabiki,bir dahaki sefere inşallah diyelim!
| Fırtına Deresi |
| Ayder pansiyonlar |
| Genel manzara böyle Ayder'de |
Fırtına deresi boyunca yolumuza devam ettik. Kaçkar dağları milli parkı denilen bölgeye gelmiştik. Girişte ücret ödüyorsunuz.Biraz tuzlu. Biraz sonra da Ayder yaylasına geldik. Ayder bana kalırsa tam anlamıyla bir yayla değil. Çünkü bizim bildiğimiz yaylalar soğuk olur,ağaç dahi olmaz,pek bir şey de yetişmez,sadece otlaklar vardır. Ama burası baya yeşillik,ağaçlık,orman dolu bir yerdi. İlk göze çarpan büyük bir turizminin olması. Ortalık pansiyonlardan ve kalabalıktan geçilmiyor. Öyle sakin bir yer değil. Yolda çorap dokuyan Çamlıhemşin'li yöresel kıyafet giymiş nineleri görüyorsunuz. Tamam çok tatlılar ama bir şey sorduğunuzda terslemeseler daha iyi olacak gibi geliyor. Tamam Trabzon'daki insanların kabalığına alışmış biri olarak bana tuhaf gelmemesi lazım ama Rizeliler daha bir cins insanlarmış onu anladım. Kaba olmayanlar meclisten dışarı tabi :)
Benim tavsiyem buraya pansiyonda birkaç gün kalacaksanız (ne bileyim arkadaşlarınızla olur,eşinizle olur) , Fırtına deresinde rafting veya zipline yapacaksanız gelin. Yoksa dolanıp duruyorsunuz ormanda işte çok bir esprisi yok:)
![]() |
| Pepeçuralı dondurmam |
Akşama doğru Rize meydanına gittik ve Huzur lokantasında bir şeyler yiyelim dedik. Biri iskender istiyorum dedi, herkes koyun gibi ona uydu. Üstüne basa basa söylüyorum,bir yerde ne meşhursa onu yiyin, başka bir yerde meşhur olmuş bir şeyi(İskender=Bursa) yemeyin! İskender çok vasattı. Her bir şeyi; yoğurdu, salçalı sosu-hele o felaketti-pidesi,tereyağı ayrıca eti de azdı. Ya sen alsana dürüm döner ne macera yaşıyorsun. Neyse suç bende, koyun olmayacaktım. Ay bu blog yazım çok tripli oldu :D Yemek sonrası pepeçura dedikleri üzümden yaptıkları dondurmadan aldım,güzeldi. Bir de Rize simidi var, tuhaf lastik gibi bir şey, susamsız simit olur mu ya? Sevmedik açıkçası.
Hee yeri gelmişken söyleyeyim Trabzon simidini deneyin,mükemmeldir. Ayrıca Trabzon'da Beton Helva'nın helvası ve dondurması da süperdir,demedi demeyin...Ay Trabzon'a döndüm yine:) Neyse bu gezi de böyleydi işte...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder