Merhaba!!!
Bugünkü gezi rotamızda İstanbul'un suriçinin çok küçük bir
kısmı vardı.
Öncelikle suriçi kavramını açayım, Osmanlı döneminde şehrin
merkezi ve surla çevrili olan yer diyebiliriz. Aynı zamanda tarihi yarımada da
denmektedir. Böylelikle bu bölgede her adım başı tarihi yapıların olmasının
sebebini açıklayabiliriz . Aslında İstanbul’un ta kendisi de diyebiliriz. Günümüzde Fatih ilçesinde
bulunmaktadır.
Sirkeci’den başladığımız ayrıntılı rotamız şöyleydi :
Sirkeci Garı:
Adından da anlaşılacağı gibi sirkecide yer alan 2. Abdulhamid döneminde Alman mimar imzalı bir yapıdır.Vitray camları dikkat çekmektedir. Marmarayın Sirkeci
durağında indiğinizde rahatlıkla gezebileceğiniz bir yapı. İçine girdiğinizde
tarih kokuyor.Tabi pek yapabileceğiniz bir şey yok bu yapıda.Belki bir iki
fotoğraf çekilebilirsiniz tarihin kokusunu içine çekebilirsiniz . He bir de unutmadan
içki servisi de yapılan bir restorantı mevcut, bilginize…
Caferağa Medresesi:
Mimar Sinan eseri bir yapı. İçine girdiğinizde bir orta bahçe ve çevresinde
küçük odacıklar göreceksiniz. Birçok Türk el sanatları yapılmaktadır burada ebru
hat tezhip minyatür çini … Odaları ziyaret edebilirsiniz duvarlardaki tablolar
raflardaki objeler… burası adeta sanat
galerisi gibi. Not düşmem gerekirse ilk girdiğimde afalladım, İznik’te gidip
gördüğüm İznik çiniciler çarşısına girmiş gibi oldum. Gerçekten benzerlik
şaşırtıcıydı.
Yerebatan Sarnıcı:
Diğer adı Bazilika Sarnıcıdır. Girerken çok heyecanlandığım bir yapı sanırım
nedeni karanlık ve gizemli bir yapı olması . Müze kart geçmiyor. Öğrenci kartınızı göstererek 5 tl ye girebiliyorsunuz. Öğrenci
değilseniz 10 tl. Yabancı yoğunluğu çok fazla. Kendinizi Alman Fransız dede ve
nineler arasında bulmanızın dışında ışıklandırmanın da etkisiyle gizemli ve
mistik bulabileceğiniz bir yer. Sarnıcın amacı su depolamak elbette. Sütunlardan
oluşuyor ve burayı daha gelinebilir kılan 2 adet medusa başının olması. Medusa
başlarının önemi roma dönemi heykel sanatının şaheserleri olmaları. Tabi bir
de efsanesine bakın derim…
Arasta Çarşısı: Sultan
Ahmet Camiinin arkasındaki caddede kalan Bizans kalıntıları üzerine yapıldığı
söylenen bir çarşıdır. Hediyelik ürünler kilimler çiniler vb. eşyaların satıldığı
güzel dükkanlardan oluşur. Farklı el yapımı ürünler görebilirsiniz. Bir
kolundan Mozaik müzesine geçiş vardır.
Sultan Ahmet Camii:
Yabancıların Mavi Cami diye isimlendirdikleri iznik çinileriyle ünlü, Mimar Sinan’ın
öğrencisi Sedefkar Mehmet Ağa mimarlığında 1. Ahmet adına yapılmış bir
camiidir. Yabancı yoğunluğu çok fazladır. MUTLAKA görülmesi gerekir, olmazsa
olmazdır .Önemli özelliği 6 minareye sahip tek Selatin camisi (padişah camii)
olmasıdır. Ayrıca dikkatimizi çeken caminin bir giriş kapısında demir halkalar
vardı , bunun sebebi padişahın atıyla girerken eğilmesi içinmiş, yani padişah
bile eğiliyor buraya girerken .
Kalenderhane Camii:
İsmi, burayı ilk kullanan Kalender tarikatından gelir. Girdiğinizde normal
klasik cami formlarından farklı olduğunu göreceksiniz, hatta kıble yönünde
yapılmadığını… Bu bize kiliseden çevrilme bir cami olduğunu göstermek için
yetti . Gerçekten de doğu roma döneminde kiliseymiş. Fatih’in İstanbul’u fethiyle bu
tarikatın kullanımına verilmiş.Acil olarak özellikle içinin bakım görmesi
gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü yapının 9. Yüzyılda yapıldığı söyleniyor. Gerçi
birçok kere düzenlemelerden geçmiş bir yapı. Uzun pencereleri ve dalgalı
kubbesi çok hoş. İçerideki mermerler de
dikkat çekici.
Süleymaniye Çikolatacısı:
Vezneciler metro istasyonuna çok yakın mütevazi bir mekan. Yine Kalendehane
mevkiinde yer alıyor. Yorgunluğunuzu atabileceğiniz diğer çikolatacı
dükkanlarıyla kıyasladığımda sade olan bir mekan. En önemli ve ilginç özelliği
menülerinin, kitapların kapaklarının iç tarafında olması ve gelen kitaplara
istediğiniz notu bırakabilmeniz. Şiir yazanından tutun da instagram adını
verenlere kadar… Menülerinde Bezmara adlı spesiyalleri var 12 tl güzeldi,
denenebilir. Türk kahveleri 6 tl. Kahveli sıcak çikolataları ise 8. Öyle çok
ayılıp bayılmadığımız ama güzel vakit geçirebileceğimiz bir yerdi. O çok
sevilen pişmaniye adlı kedilerini göremedik maalesef .
Gittiğimiz yerlerin çoğuna yürüyerek gittik, isterseniz tramvay
da kullanabilirsiniz tabi, biz tabanvayı tercih ettik :D Yolumuzun üzerinde
daha çok yapı vardı elbette , Gülhane parkı , Ayasofya Müzesi,Nuru Osmaniye Camii, Damat
İbrahim Paşa Sarayı ve daha nicesi…Soğukçeşme sokağına da uğramaktı niyetimiz
ama restorasyondaydı haberiniz ola. Başka bir gezimizde buraları gezip sizlere aktarmak dileğiyle. Hoşçakalın !
Teşekkürler,çok hoş olmuş :)
YanıtlaSilTeşekkürler,çok hoş olmuş :)
YanıtlaSilben teşekkür ederim <3
Sil